Faaliyet Alanlarımız

Tüm Faaliyet Alanlarını Gör

Makaleler

İŞ HUKUKU

COVID-19 KÜRESEL SALGINI’NIN İŞ HUKUKU AÇISINDAN YARATACAĞI ETKİLER VE İŞ KANUNUNDAKİ BELİRLİ HÜKÜMLER DAHİLİNDE DEĞERLENDİRİLMESİ BÖLÜM 2

İŞ HUKUKU

COVID-19 KÜRESEL SALGINI’NIN İŞ HUKUKU AÇISINDAN YARATACAĞI ETKİLER VE İŞ KANUNUNDAKİ BELİRLİ HÜKÜMLER DAHİLİNDE DEĞERLENDİRİLMESİ BÖLÜM 1

İŞ HUKUKU

COVID-19 KÜRESEL SALGINI’NIN İŞ HUKUKU AÇISINDAN YARATACAĞI ETKİLER VE İŞ KANUNUNDAKİ BELİRLİ HÜKÜMLER DAHİLİNDE DEĞERLENDİRİLMESİ BÖLÜM 3

İŞ HUKUKU

COVID-19 KÜRESEL SALGINI’NIN İŞ HUKUKU AÇISINDAN YARATACAĞI ETKİLER VE İŞ KANUNUNDAKİ BELİRLİ HÜKÜMLER DAHİLİNDE DEĞERLENDİRİLMESİ BÖLÜM 4

AİLE HUKUKU

Katılma alacağı, eşlerin evlilik süresince edindikleri malların tasfiyesi neticesinde eşler lehine doğan alacaktır. Evlilik birliği kurulmasıyla, eşler arasında aksine bir anlaşma olmadığı sürece, edinilmiş mallara katılma rejimi, kanunen yasal mal rejimi olarak kabul edilir ve kendiliğinden uygulanmaya başlar. Buna göre, aşağıda da anlatıldığı üzere, eşlerin evlilik birliği içerisinde elde ettiği malvarlıkları yasal mal rejiminin sona ermesiyle eşler arasında paylaşılır. Bu paylaşma ise mal rejiminin tasfiyesi davası ile söz konusu olabilmektedir.

TÜKETİCİ HUKUKU

TKHK madde 4/5'e göre nama yazılması gerekirken emre yazılan tüketici senetleri tüketici yönünden geçersizdir.

KISA ÇALIŞMA ÖDENEĞİ VE YARARLANMA ŞARTLARI

Kısa Çalışma Ödeneği, genel ekonomik, sektörel, bölgesel kriz veya zorlayıcı sebeplerle işyerindeki haftalık çalışma sürelerinin geçici olarak en az üçte bir oranında azaltılması veya süreklilik koşulu aranmaksızın işyerinde faaliyetin tamamen veya kısmen en az dört hafta süreyle durdurulması hallerinde, işyerinde üç ayı aşmamak üzere sigortalılara çalışamadıkları dönem için gelir desteği sağlayan bir uygulamadır.

7226 Sayılı Kanun’un İş Yeri Kiralarına Etkisi

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de etkili olan ve yayılımı devam eden Coronavirus 2019’un (“Covid-19”) olumsuz etkilerini en aza indirmek için alınan önlemler doğrultusunda; 26/03/2020 tarih ve 31080 (Mükerrer) Resmi Gazetede 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (“Kanun”) yayınlanmıştır.

KVKK AÇISINDAN COVID-19 İŞYERİ TEDBİRLERİ DEĞERLENDİRİLMESİ

COVID-19’un Türkiye’deki etkisinin artmasıyla birlikte, işyerlerine girişlerde çalışan ve ziyaretçilere COVID-19 semptom gözlemi ya da aynı amaçla bilgi toplanması veya sağlık kontrolü yapılması gibi tedbirler alındığı görülmektedir. COVID-19 tedbirleri kapsamında yapılan semptom kontrolleri, kişisel verilerin ve kişisel sağlık verilerinin işlenmesi anlamına gelebileceğinden, işverenlerin söz konusu tedbirleri uygulamaya alırken Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (“Kanun”) kapsamındaki yükümlülüklerini de göz önüne alması gerekmektedir.

İNFAZ PAKETİNİN GETİRDİĞİ YENİLİKLER

TBMM Genel Kurulunda 14/4/2020 tarihinde kabul edilen Kanunla başta 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun, 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu olmak üzere toplam 11 farklı kanunda yapılan değişiklikleri içermektedir.

COVID-19 SALGINI - SÜRELERİN DURDURULMASI

2019 Aralık ayında Çin'in Wuhan kentinde ortaya çıkan koronavirüs salgını tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de hızla yayılmıştır. Salgın tüm yaşamsal faaliyetleri etkisi altına almış ve dolayısıyla insan yaşamıyla sıkı sıkıya bağlı olan hukuk alanına da etkilemiştir. Bu kapsamda her alanda olduğu gibi hukuk alanında da mağduriyetler yaşanmaması adına birtakım tedbirler alınmıştır. Alınan tedbirlerin arasında hiç şüphe yok ki en önemlisi hak kayıplarına yol açılmaması adına sürelerin durdurulmasıdır. Bu bağlamda öncelikle 31080(mükerrer) sayılı 25/03/2020 kabul tarihli BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN 26/03/2020 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

SERİ MUHAKEME USULÜ

Ceza Muhakemesi Hukuku'nun yeni kurumlarından olan seri muhakeme usulü kanunun 250.maddesinde düzenlenmiştir. Seri muhakeme usulü Cumhuriyet Savcısı'nın yürüttüğü soruşturma sonunda bazı suçlarda kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar vermediği takdirde, şüphelinin müdafii huzurunda, buradaki müdafii huzurunda olması şartı bu kurumun işletilebilmesi için olmazsa olmaz özellik taşımaktadır, bu yargılama usulünü kabul etmesi şartıyla, savcılığın suçun cezasına yarı oranında indirim uygulamak suretiyle belirlediği yaptırımın mahkeme tarafından denetlenerek hüküm kurulması sureti ile uygulanan bir yargılama usulüdür. Şüpheli tarafından müdafii huzurunda yapılmayan kabuller geçerlilik kazanamaz.

KVKK KAPSAMINDA AYDINLATMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ

7 Mayıs 2010 tarihinde TBMM’de kabul edilen 5982 sayılı Kanunla Anayasa’nın 20. maddesine eklenen ek fıkra “Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar

KVKK KAPSAMINDA VERBİS’E KAYIT YÜKÜMLÜLÜĞÜ

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 16.ncı maddesi gereği; kişisel verileri işleyen gerçek ve tüzel kişiler, kişisel verileri işlemeye başlamadan önce kategorik olarak bilgi girişi yapacakları sistem olan Veri Sorumluları Sicil Bilgi Sistemi’ne (VERBİS) kayıt olmak zorundadırlar. Kişilerin bu sisteme girecekleri veriler Kişisel Verileri Koruma Kurumu’nun gözetimi altında kamuya açık olarak tutulacağından, Kurum tarafından idari yaptırımlarla karşılaşmamak adına VERBİS ve sisteme kayıt yükümlülüğü hakkında bilgi sahibi olunması büyük önem teşkil etmektedir.

ÇARŞI VE MAHALLE BEKÇİLERİ

Çarşı ve mahalle bekçilerinin görevlerini meclisteki kanun teklifinde geçen ifadeyle tanımlamak gerekirse; çarşı ve mahalle bekçileri, görevli oldukları mülki sınırlar içinde halkın istirahat, sağlık ve selametini sağlayacaktır. Bekçiler görev saatleri içinde görevlendirildikleri bölgede devriye hizmeti yürütecek, görev bölgeleri içinde bulunan konut, iş yeri ve araçlar gibi malların korunmasında sahipleri tarafından noksan alınan tedbirleri tamamlattıracak, şüpheli durum veya kişileri bağlı bulundukları genel kolluk birimlerine bildirecek, kamu düzenini bozacak mahiyetteki gösteri, yürüyüş ve karışıklıkların önlenmesi amacıyla genel kolluk kuvvetleri gelinceye kadar önleyici tedbirleri alacaktır. Haklarında bu görev tanımları yapılan çarşı ve mahalle bekçilerine birtakım yetkiler de verilmiş ve yeni düzenlemelerle yetkilerinde değişiklikler(eklemeler) yapılmıştır. Söz konusu değişiklikler neticesinde polis ve bekçi arasındaki yetki farkları azalmıştır.

YENİ DÜZENLEMELERLE BEKÇİLERİN YETKİLERİ

Geçtiğimiz günlerde TBMM Genel Kurulu’nda; 772 s. Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu teklifinde yer alan 7 madde kabul edilerek bekçilerin yetkileri konusunda önemli değişiklikler yapıldı. Akabinde İçişleri Bakanlığı sosyal medya hesabında polislerin ve bekçilerin yetkilerini karşılaştıran bir tablo yayımladı. Çarşı ve Mahalle bekçilerine yönelik Meclis’teki düzenlemeler sürerken hem İçişleri Bakanlığı’nın paylaştığı tablo; hem de Genel Kurul’da kabul edilen maddelerin incelendiği bir değerlendirme yapılması elzemdir.

İŞ YERİ AÇMA RUHSATLARINA İLİŞKİN YÖNETMELİK DEĞİŞİKLİKLERİ

İş yeri açma ve çalıştırma ruhsatlarına ilişkin yönetmelik 14/07/2005 tarihinde Bakanlar Kurulu'nca kararlaştırılmış ve 10/08/2005 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu yönetmelikte iş yeri açma ve çalışma ruhsatlarının verilmesi aşamasında uygulanacak usul ve esaslar yer almaktadır. Yönetmelik sıhhi, gayrisıhhi, umuma açık istirahat yerleri ve eğlence yerlerinin ruhsatlandırılması işlemlerini kapsamaktadır. Sıhhi iş yeri ve gayrisıhhi iş yeri kavramlarını açıklamak gerekirse; sıhhi iş yeri, gürültü,koku,atık,döküntü,zararlı kimyasallar gibi olguların bulunmadığı ve dolayısıyla çevreye zarar vermeyen işyerlerini kapsamaktadır. Gayrisıhhi iş yerleri ise sıhhi iş yeri tanımının tersinden hareketle çevreye fiziksel, kimyasal ve sosyal yönden zarar veren veya doğal kaynakların zarar görmesine neden olan iş yeri ve işletmeleri kapsamaktadır. Bu nedenle sıhhi iş yerleri yerleşim alanları içinde bulunabilirken gayrisıhhi iş yerleri yerleşim alanlarından uzakta bulunmalıdır

MİRAS PAYININ DEVRİ

Her kişi, miras yolu ile kendisine intikal eden haklarını dilediği kişiye ivaz karşılığı veya ivazsız olarak devredilme yetkisine sahiptir. Kanun koyucu miras payının devrini incelerken bunu iki ayrı kola ayırmıştır. Miras bırakan henüz sağken olası mirasçılarının gelecekte kendilerine geçecek miras paylarını devri ve miras bırakan öldükten sonra ancak paylı mülkiyete geçilmeden önce mirasçıların paylarını devri. Medeni Kanun’un 677. Maddesinde açılmış miras payının devri, 678. Maddesinde ise açılmamış miras payının devri irdelenmiştir. Kanun koyucunun böyle bir ayrım yapmasının nedeni; miras payı devir sözleşmesinin mirasın açıldıktan veya açılmadan önce yapılmasına göre kuruluş, hüküm ve sonuçlar bakımından farklılıklar göstermesidir. Miras bırakan hayatta iken muhtemel mirasçı tarafından yapılan devir sözleşmesine miras hakkının devri sözleşmesi adı verilirken, ölümünden sonra mirasçılar arasında elbirliği mülkiyet devam ederken yapılan devir sözleşmesine ise miras payının devri sözleşmesi denir.

TÜKETİCİ UYUŞMAZLIKLARINDA ARABULUCULUK ŞARTI

Tüketici uyuşmazlıklarına arabuluculuk şartı getiren, 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanuna 73. Maddesinden sonra gelmek üzere 73/A maddesinin eklenmesini içeren düzenleme 22.07.2020 tarihinde onaylanıp 28.07.2020 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

ARAÇ DEĞER KAYBI

Sigortacı; aracın işletilmesi sırasında ölümüne, yaralanmasına, bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermişse kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta limitleri dâhilinde karşılamakla yükümlüdür. Araçta meydana gelen değer kaybında hasarlar karşılansa da 2. Elde trafik kazası geçirmiş olmaktan kaynaklı zarar oluşur. 2. El piyasa düşmesi ve rayiç fiyatı arasındaki farka araçta değer kaydı denir. Bu değer farkı talep edilmedikçe karşılanmaz. Değer kaybı olan aracın sahibinin de kusurlu olduğu kazalarda, kusurlu olunan kısım alınamaz. Değer kaybı uzman kişilerce belirlenir.

ALIŞVERİŞ SONRASI CAYMA HAKKI

Türk Dil Kurumu’na göre caymak, “Sözünden, kararından dönmek, vazgeçmek” anlamına geliyor. Tüketici hukuku açısından cayma hakkı ise, “Memnun kalmadığımız bir mal ya da hizmeti iade etmek için bizlere sunulan bir hak” olarak tanımlanmaktadır. Bu makalemizde hukuki bağlamda tüketicinin; yaptığı alışverişlerden sonra cayma hakkını, hangi hallerde, nasıl kullanabileceğini, hakkın sınırlarını açıklayacak,bu hakkı çağın gerekleri ve içinde bulunduğumuz Covid-19 Pandemisinin de alışveriş ve tüketim üzerindeki etkileri ışığında değerlendireceğiz. Yazımızın başlığında da işaret ettiğimiz üzere alışveriş sonrası cayma hakkını geniş bir perspektiften incelemek, geleneksel alışveriş ve uzaktan alışveriş diye nitelendirdiğimiz ‘mesafeli satışlar ‘ bakımından ayrı ayrı değerlendirmek isabetli ve elzem olacaktır.

KIDEM TAZMİNATI

Kıdem tazminatı, 4857 sayılı İş Kanunu çerçevesinde belirli şartlar altında iş akdi sona eren işçiye, işe başladığı tarihten iş akdinin sona erdiği tarihe kadar olan süreçte her geçen tam yıl için işverence 30 günlük ücret (giydirilmiş brüt ücret) tutarında ödenen tazminattır. İşçi çalıştığı her bir yıl için bir maaşı kadar kıdem tazminatına hak kazanır. Aynı kuruma bağlı farklı işyerlerinde çalışması durumunda da bu şart geçerlidir. Eğer işçi kendi isteğiyle yani istifa ederek işten ayrılırsa, belirli sebeplerden dolayı kıdem tazminatını almaya hak kazanabilir. İşçi ve işveren arasındaki iş akdinin son bulmasıyla gündeme gelen kıdem tazminatı, işçiye işverenine bağlılığı dolayısıyla ödenen bir yıpranma tazminatıdır. Burada işçinin iş güvencesi kapsamında olup olmaması gibi bir ayrım söz konusu değildir. Gerek iş güvencesi kapsamında olan gerek iş güvencesi kapsamında olmayan işçiler kıdem tazminatına hak kazanabilirler.

MİRASTAN MAL KAÇIRMA (MURİS MUVAZAASI)

Muvazaa,tarafların bilerek ve isteyerek iradeleri ile beyanları arasında meydana getirdikleri uygunsuzluk halidir.Tarafların iradeleri ve beyanları arasında isyerek uygunsuzluk yaratmadaki amaç ise 3.kişileri yanıltmaktı Muris muvazaası ile muvazaanın özel bir görünüşü olup miras bırakanın danışıklı işlemi olarak tanımlanabilir.Murisin danışıklı işlem yapma yolundaki iradesinin altında çeşitli sebepler bulunabilir.Ancak bu amaç çoğunlukla mirasçılardan mal kaçırmaktı Yargıtay kararlarında muris muvazaası ,bir kimsenin mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak amacıyla yaptığı karşılıksız kazandırmaları, ölünceye kadar bakma veya satış sözleşmesi gibi göstermesi olarak tanımlanılabilir. Kural olarak, bir kişi öldüğünde onun mirası, kanunda sayılan yasal mirasçıları arasında, yine kanunen belirlenmiş oranda paylaştırılmaktadır. Fakat, uygulamada sıkça rastlandığı üzere, kişi ölmeden önce malvarlığını mirasçılardan birine satmış veya ölünceye kadar bakma akdi kapsamında devretmiş gibi göstermek suretiyle, diğer mirasçıları bu haktan mahrum bırakmayı amaçlamaktadır.

ARAÇ DEĞER KAYBI

Araç Değer Kaybı Nedir? Araç değer kaybı, kazaya karışan ve bu kaza sebebiyle hasar alarak onarım gören araçların ikinci el piyasa değerlerinde meydana gelen maddi kaybı ifade etmektedir. Kaza sonucu hasar gören araç en iyi şekilde tamir edilse bile, aracın kaza yapmasından önceki ikinci el piyasa rayiç değeri ile kazadan sonraki ikinci el piyasa rayiç değerinin arasındaki fark araç değer kaybını oluşturur. Böylece ikinci el değeri düşen araç daha düşük bir fiyata satılmak zorunda kalır.

SOSYAL MEDYA VEYA İNTERNET ARACILIĞIYLA İŞLENEN HAKARET SUÇU

Değişen ve gelişen dünya ile beraber teknoloji ve teknoloji ile beraber sosyal medya hayatlarımıza girmiş ve hayatlarımızda büyük bir yer edinmiş durumdadır. Bunun bir sonucu olarak son zamanlarda internet ve sosyal medya aracılığıyla işlenen suçlar da artmıştır. İnternet ve sosyal medya aracılığıyla en çok işlenen suçlardan biri de hakaret suçudur. Bu makalemizde internet ve sosyal medya aracılığıyla işlenen hakaret suçunu ve unsurlarını , birtakım örnekler ile açıklayarak suçun cezasını ve yaptırımlarını izah edebilmek amaçlanmıştır.

KARANTİNA YÜKÜMLÜLÜKLERİ VE HUKUKİ SONUÇLARI

Dünya Sağlık Örgütü tarafından 11 Mart 2020 tarihinde pandemi olarak ilan edilen COVID19 salgını ile bir seneyi devirdik bu bir sene içerisinde dünya genelinde birçok konuda olduğu gibi hukuki konularda da tartışmalar ortaya çıktı. Yaşayan bir bilim olan hukukun daha önceden tahmin edilmesi zor bir duruma karşı kazuistik bir biçimde önceden kural koyabilmesi mümkün değildir. Dolayısı ile hukuk düzenimizde yer alan genel hükümler kapsamında, koronavirüs salgını sebebiyle karantina altında olması gereken kişilere, dönemin gerektirdiği kurallara uymamaları sebebiyle toplumda meydana getirdikleri etki ile birlikte bu kişilerin hukuki ve cezai sorumluluklarını yorumlamak yararlı olacaktır.

Hayvanları Koruma Kanunu ile Yürürlüğe Giren Değişiklikler

2019 senesinde Hayvanların Haklarının Korunması ile Hayvanlara Eziyet ve Kötü Muamelelerin Önlenmesi İçin Alınması Gereken Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu, sahada hayvan hakları alanında yaşanan sorunlara çözüm getirmek üzere toplanmış, bütün bileşenlerin öneri ve beklentilerini dinleyerek, düzenledikleri araştırma raporunu TBMM’ye sunmuştur. Kaleme alınan “Hayvanların Korunmasına Dair Kanun ve Türk Ceza Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilmiştir. Böylece 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nda yapılan değişiklikler, 09/07/2021 tarihli resmi gazete ile yürürlüğe girdi.