Mirasbırakan tarafından tapusuz taşınmazların devri, Muvazaa

Mirasbırakan tarafından tapusuz taşınmazların devri, Muvazaa

Tapuda kayıtlı olmayan taşınmazlar, taşınır mal niteliğindedir ve zilyetlikten ibaret olan hakkın devri suretiyle yapılan elden bağışlama sözleşmeleri hiçbir biçim koşuluna bağlı değildir. Bu nedenle de gizlenerek yapılan bağışlama niteliğindeki tasarruf geçerlidir.

Bilindiği ve 01.04.1974 tarih ve 1/2 sayılı İçtihatı Birleştirme Kararında belirtildiği üzere, mirasbırakanın asıl amacı bağış olduğu halde, mirasçısından mal kaçırmak için tapu sicilinde satış göstermek suretiyle yaptığı temliklerde görünürdeki satış akti muvazaa nedeniyle, gizlenen bağış akti ise şekil noksanlığı yönünden geçersizdir. Ancak, tapuda kayıtlı olmayan taşınmazlar, taşınır mal niteliğindedir ve zilyetlikten ibaret olan hakkın devri suretiyle yapılan elden bağışlama sözleşmeleri hiçbir biçim koşuluna bağlı değildir. Bu nedenle de gizlenerek yapılan bağışlama niteliğindeki tasarruf geçerlidir. Mirasbırakan tarafından tapusuz taşınmazların zilyetliğinin devri suretiyle gerçekleştirirken geçerli işlemlere karşı 01.04.1974 tarih ve 1/2 sayılı İçtihatı Birleştirme Kararının uygulama yeri yoktur.Mirasbırakanın sağlığında, gerek 3.kişiden parasını ödeyerek almak suretiyle ve gerekse tarafından yaptığı bağış niteliğindeki kazandırmaların mirasbırakanın ölümünden sonra saklı payların zedelenmiş olduğunun saptanması halinde tenkise tabi tutulacağı kuşkusuzdur. 

 

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2018/2539 E,  2018/11385 K.,  21.06.2018 Tarihli kararı;

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı ... vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ... 'ün raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; -KARAR- Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.  Davacılar, mirasbırakan babaları ...'e ait taşınmazların kadastroca ... ada ..., ... ve ... parsel numaraları ile üvey anneleri olan davalı ... adına tespit ve tescil edildiğini, kadastro öncesinde yapılan satış işlemlerinin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline karar verilmesini istemişler, davanın devamı esnasında 6100 sayılı Hukuk Mukameleri Kanunu’nun m. 125 gereğince taşınmazı devralan davalı ...'a karşı davaya devam etmişlerdir. Davalı ..., satışın gerçek olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.  Mahkemece, iddianın ispatlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.  Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu tarla vasıflı ... ada ..., ... ve ... parsel sayılı taşınmazlar mirasbırakan ...'in zilyetliğinde iken 1985 tarihli harici satış senedine istinaden 03.05.2002 tarihinde kadastro ile davalı ... adına tespit edildiği, tespitin 2.7.2002 tarihindeki kesinleştiği, ...'in de anılan taşınmazları davanın açılmasından sonra 25.07.2005 tarihinde dahili davalı ...'a devrettiği, davacının dava konusunu devralan ...'a karşı tapu iptali ve tescil istemli olarak davasını devam ettirdiği anlaşılmaktadır. Bilindiği ve 01.04.1974 tarih ve 1/2 sayılı İçtihatı Birleştirme Kararında belirtildiği üzere, mirasbırakanın asıl amacı bağış olduğu halde, mirasçısından mal kaçırmak için tapu sicilinde satış göstermek suretiyle yaptığı temliklerde görünürdeki satış akti muvazaa nedeniyle, gizlenen bağış akti ise şekil noksanlığı yönünden geçersizdir. Ancak, tapuda kayıtlı olmayan taşınmazlar, taşınır mal niteliğindedir ve zilyetlikten ibaret olan hakkın devri suretiyle yapılan elden bağışlama sözleşmeleri hiçbir biçim koşuluna bağlı değildir. Bu nedenle de gizlenerek yapılan bağışlama niteliğindeki tasarruf geçerlidir. Mirasbırakan tarafından tapusuz taşınmazların zilyetliğinin devri suretiyle gerçekleştirirken geçerli işlemlere karşı 01.04.1974 tarih ve 1/2 sayılı İçtihatı Birleştirme Kararının uygulama yeri yoktur.Mirasbırakanın sağlığında, gerek 3.kişiden parasını ödeyerek almak suretiyle ve gerekse tarafından yaptığı bağış niteliğindeki kazandırmaların mirasbırakanın ölümünden sonra saklı payların zedelenmiş olduğunun saptanması halinde tenkise tabi tutulacağı kuşkusuzdur.  Somut olaya gelince; dava konusu senetsizden tespit edilen ... ada ..., ... ve ... parsel sayılı taşınmazlar yönünden 01.04.1974 tarih ve 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararının uygulama yerinin bulunmadığı ve muris muvazaasına ilişkin iddianın dinlenemeyeceği, koşullarının varlığı halinde 4721 sayılı TMK. nun 560 ila 571. maddelerinde öngörülen tenkis davasına konu edilebileceği açıktır. Oysa davada tenkis isteği bulunmamaktadır. Hâl böyle olunca; muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı iptal ve tescil istekli davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Davalı ... vekilinin yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün değinilen yönden (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 21.06.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

 

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2016/16937 E. , 2018/8741 K.,  05.04.2018 Tarihli kararı;

 

DAVA : Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada;

Davacı asıl davada; 31.03.1969 tarihinde ölen kök murisi ...'un, 47, 48, 430, 431, 585, 710, 736, 796, 797, 798, 859, 860, 886, 889, 890, 891, 1033, 1085, 1087, 1106, 1108, 1110, 1163, 1276, 1278 parsel sayılı taşınmazlarını diğer mirasçılardan mal kaçırma amacıyla ve muvazaalı olarak torunları olan ... ve ...'a satış suretiyle temlik ettiğini, kök murisin ... ve ... adında iki kızı olup davalı torunlarının ...'in çocukları olduğunu ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile muris ... adına tesciline, birleştirilen davada, aynı hukuki sebeple 36, 38, 791, 792, 1224, 1251, 778, 779, 1327, 721, 877, 902, 903, 904, 985, 986 parsel sayılı taşınmazlar ile 721 parsel sayılı taşınmazın davalılar adına olan tapu kayıtlarının iptali ile muris ... adına tesciline karar verilmesini,aşamalardaki beyanında miras payı oranında tapu kayıtlarının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

Asıl ve birleştirilen davada davalılar, davaya konu taşınmazların bazılarında mülkiyet ya da zilyetlik durumlarının olmadığını, sadece 1085 parsel sayılı taşınmazın kendilerine intikal ettiğini, bunu da önceki mirasçılar ... ve ...'nin kök muris ...'den 1960'lı yıllarda satın aldığını,kök murisin başkaca da intikal eden taşınmazları bulunduğunu, davada hak düşürücü süre ve zamanaşımı süresinin geçtiğini zira yapılan işlemlerin 40 yıl önce gerçekleştirildiğini belirterek davanın reddini savunmuşlardır.

Mahkemece; bir kısım taşınmazda kök muristen davalıların murisleri ... ve ...'ye devredilmiş bir payın bulunmadığı, bir kısım taşınmazda ise kök muristen davalıların murislerine kadastrodan önce satış suretiyle temlik edilen paylar bulunmakla birlikte kök murisin ölümünün kadastro tespitinden önce gerçekleştiği, kadastro tespitinin kesinleşmesi tarihinden itibaren 3402 Sayılı Kanun'un 12/3.maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süre içinde davanın açılmadığı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davanın hak düşürücü süre sebebiyle reddine karar verilmiştir.

Karar, asıl ve birleştirilen davada davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi ...'un raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.

KARAR : Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre; asıl ve birleştirilen davanın davacısının yerinde bulunmayan temyiz itirazının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı 6.70.-TL. bakiye onama harcının temyiz eden davacı-birleştirilen dava davacısından alınmasına, 05.04.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.